TR
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
YCM Invest Anonim Şirketi
YCM Invest Anonim Şirketi

YCM Invest Anonim Şirketi

Sümer Mahallesi 2482/2 Sk. Skycity B, Blk No:4/1 Kat:14 Kapı No:136, 20020 Merkezefendi/Denizli

Telefon: +90 258 911 0341

E-Posta:

Bize Ulaşın

Looking for a quality and affordable builder for your next project?

YCM Invest Anonim Şirketi

Bizi Arayın

+90 258 911 03 41

Çalışma Saatlerimiz

Mesai saatlerimizde sizlerle görüşmekten mutluluk duyarız. Lütfen randevu alınız.

  • Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00
  • Cumartesi: 09:00 - 13:00
  • Pazar: Kapalı
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
  • YCM Invest Anonim Şirketi
YCM Invest Anonim Şirketi

YCM INVEST ANONİM ŞİRKETİ

Sümer Mahallesi 2482/2 Sk. Skycity B, Blk No:4/1 Kat:14 Kapı No:136, 20020 Merkezefendi/Denizli

Telefon: +90 258 911 0341

E-Posta:

Bize Ulaşın

Proje ve Yatırım Önerileriniz İçin Bize Ulaşmaktan Çekinmeyin

YCM Invest Anonim Şirketi

Bizi Arayın

+90 258 911 03 41

Çalışma Saatlerimiz

Değer Katan İştirakler İçin Çalışmaya Devam Ediyoruz

  • Pazartesi - Cuma: 09:00 - 18:00
  • Cumartesi: 09:00 - 13:00
  • Pazar: Kapalı

Başkanın Mesajı

Türlü iş kollarında biriktirdiğimiz deneyimler ve bakış açımızla ticari faaliyetlerimizi daha düzenli ve şeffaf bir biçimde sürdürebilmek adına 2022 yılında YCM Invest A.Ş.'yi kurmuş bulunuyoruz.

YCM Invest Anonim Şirketi olarak, temel değerlerimiz ışığında, bilginin çarpan etkisinden yararlanarak, sürdürülebilir iş modelleriyle akılcı yatırımlar yapmaya ve veriler ışığında geleceği planlamaya çalışıyoruz. Şeffaf bir şirket olmayı, iş modellerimizin birkaç cümleyle ifade edilebilir ve anlaşılabilir olmasını ve nihayetinde şirketlerimizin ölçeklenebilir / yatırım yapılabilir formlarda olmasını her şeyden çok önemsiyoruz.

YCM Invest Anonim Şirketi

KALİTE KAYGILARI VE SÜRECİN NİTELİKLE YÖNETİMİ

Ticarette ilk işim "optimizasyon" olmuştu. Doğrusu ilk günlerden bu yana yapılan işler ve ölçekler değişse de optimizasyon kaygıları hiç değişmemiştir. Süreç ve iş yönetimi felsefemizin temelinde sürekli iyileştirme (continuous improvement) yatıyor. Bir yoldan onuncu kez geçiyor olsak bile on birinci geçişimizde nasıl daha verimli, daha yararlı, daha iyi olabileceğimiz üzerine düşünceler sürekli bizleri kamçılamalıdır. Nitelik, süreklilik isteyen bir politikadır, sürekliliği olmayan bir kalite düşünemeyiz.


Eski dünyanın merkezinde yer alan topraklarda yaşasak da, yeni dünyanın keşfinden sonra ancak bir kıyı coğrafya veya geçiş coğrafyası olabilecek Anadolu yarımadasında yaşıyoruz. Anadolu bir medeniyetler beşiği olduğu kadar aynı zamanda medeniyetlerin mezarlığı, çatışma bölgesi ve hatta çöplüğü olmuştur. Talanlara, göçlere, yağmalara bu denli açık bir coğrafyada bin yıldan beri yaşayıp, coğrafyamızın kişiliğimize etki etmemesi düşünülebilir mi? Nüfus ve kültür hareketlerinin baş döndürücü bir hızda cereyan ettiği böyle bir coğrafyada cemiyet, yarınlara kalacak nitelikte işler yapmayı mı yoksa günü kurtarmayı mı düşünür? Coğrafyanın sizi günü kurtarmaya dönük işler yapmaya ittiği bir kültürde, yarına kalabilmeyi hedeflemek, niteliği üstün öncelik olarak konumlandırmak başlı başına ciddi bir fedakarlık ister. Bu nedenle bizde niteliği özümsemiş işletmelerin sayısı oldukça azdır, bunların da önemli bir kısmının global kökenli şirketler veya bunların uzantısı olarak faaliyet gösteren yerel destek firmaları / distribütörler olduğunu görüyoruz.


ÇALIŞKANLIĞI AHLAKIN BİR PARÇASI OLARAK GÖRMEK

Püriten çalışma etiğine göre başlangıç seviyesinde olan bir çalışan, işine kendini adadığı taktirde seçkin ve başarılı bir birey olabilir. Bu iş ahlakı temelinde kişinin çalışkanlığı kültür edinmesinin, uzun soluklu bir iş hayatı için kilit taşı olduğuna inanıyoruz. Dünya üzerinde çalışmayı bir mecburiyet olarak görmek yerine çalışkanlığı birey ahlakının bir parçası olarak gören toplumların daha müreffeh koşullarda yaşadığını görüyoruz. Bugünkü Batı refahının altında, pekala multifaktöriyeldir, en çok da protestan iş ahlakı yatmaktadır. Gazi'nin çok benimsediğim bir sözü var, "Yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır: Çalışkan Olmak"... Evet, çok çalışmak değil, çalışkan olmak, yani çalışmayı bir davranış biçimi ve nihayetinde birey ve toplum karakterinin bir parçası haline getirmek bizler için refahın ön koşuludur.


Hiçbir çalışan suboptimal, non-ergonomik şartlarda çalışmaya zorlanamaz. Çalışma koşullarının iyileştirilmesi işletmenin en temel görevlerinden biri olurken, bununla birlikte işten kaçmak değil bilakis işin üstüne gitmek çalışanın en temel ödevi olmalıdır.


MULTITASKING (İMECE) İLE ARTAN VERİMLİLİK

Bir ekibin üyelerinin aynı ortamda bulunmadan çalışabilmesi / uzaktan çalışabilme imkanı son birkaç yılda ortaya çıktı dersek daha önceki teknolojik gelişmelere büyük bir haksızlık yapmış oluruz. E-posta ile ivme kazanan ancak öncesinde telgraf - telefon - faks silsilesi ile gelen yüksek iletişim, aslında işletmelerin ve çalışanların birbirlerinden yüzlerce binlerce kilometre uzaktayken etkileşimde kalabilmesini sağlıyordu. Birbirimize e-posta gönderebildiğimiz sürece işletmelerimizin arasındaki mesafenin hiçbir önemi kalmıyor ve e-posta atabildiğimiz, e-posta alabildiğimiz kişi ile zaten aynı ofis çatısı altında çalışıyor gibiyiz. Pandemi sonrası süreçte buna görüntülü toplantılar yoğun bir şekilde eklenmiş oldu. Ancak asıl değişim, daha önceden teknolojik gereçleri yetersiz kullanan orta ölçekli ve küçük ölçekli işletmelerin de dijital iletişim ve yönetim kanallarını kullanmak zorunda kalması oldu. Zira büyük şirketler, global ve ulusal çaptaki kurumsal firmalar yıllar öncesinden dijital iletişim ve yönetimle işlerini yürütüyordu. Bu büyük şirketlerin taşeronu pozisyonunda olan alt hizmet sağlayıcılar veya yerel destek firmaları dijital yönetim ve iletişimin daha çok parçası olmak zorunda kaldı.



Her ne kadar bizde tam karşılık bulmasa ve dar iş çevrelerinde ve kamuda sınırlı kalsa da faks, Batı iş dünyasında ve gelişmiş ülkelerde, takımlar / işletmeler arasında iletişim ve yönetişimi hızlandıran bir gereçti, hatta profesyonel iş hayatının ayrılmaz bir parçasıydı. Elinizdeki belgeyi faks ile resmi numaranızdan karşı firmanın resmi numarasına gönderebiliyordunuz. Bir döküman bin kilometre ötedeki bir işletmeye kargolama olmaksızın ulaşıyordu. Biz faksı hakkıyla kullanamadık, bir açıdan faksın krallığını sürdüğü dönemde bu gelişmeleri yakından takip edebilecek, yeterli kitleselliğe sahip ve tabana yayılmış bir iş dünyamız yoktu. Bugün belki de 90’ların Türkiye’siyle kıyasladığımızda şirketlerin beyaz yaka personelleri, idareci sınıflarının toplam büyüklüğü sayıca on kat artmış durumdadır. Global olarak iletişimin artması, teknolojiyi yakından takip eden genç kuşakların iş hayatına dahil olması bilgiye tüm dünyayla eş zamanlı ulaşmamızı sağladı. Bugün bilgiyi dünyaya paralel takip ediyoruz, ancak bilginin pratiğinde halen çok ciddi eksiklerimiz vardır.

Yapay zeka, robot teknolojileri, IoT ile beraber artık imecenin tanımı da değişiyor. Yalnızca insandan insana değil, insandan bota, robottan insana ve botlar arasında eş çalışma ortamının kurulması gerekiyor. Otosapienlerle, IoT ile makinalar arasında, makina - insan arasında imece yapabilen işletmeler çok daha hızlı büyüyecektir. Global kamuoyu her ne kadar bizlere insansı robotları konuştursa da ilerleyen yılların en önemli dinamiklarinden biri robotsu insanlar olacaktır. Robotların ve algoritmaların konuştuğu dili konuşabilen onlarla anlaşabilen birey, iş dünyasında anahtar faktör olacaktır. Teknolojiye ve değişime karşı kör, sağır, dilsiz kalan işletmelere teknolojinin de aynı muameleyi yaptığını biliyoruz.


ŞEFFAF / ANLAŞILABİLİR / YATIRIM YAPILABİLİR




Yalın yönetimi ve açık iletişimi savunuyor muyuz? İşlerimizi bu temel ilkelerin ışığında yürütüyor muyuz? Her iki sorunun cevabı da evet ise, yaptığımız işler de dışarıdan yalın bir bakışla anlaşılabilir olmalı. Kişi bilmediğine düşmandır, tacir bilmediğine yatırım yapabilir mi? Bilmeden, araştırmadan, tahkik etmeden yapılan şey yatırım değil hezeyan olur, bunun da kaynağı alt beyindir / limbik sistemdir. Kumar, şehvet ve orantısız kazanç dürtüsü limbik sistemden gelir. Limbik sistem bire on kazanmak ister ve tüm beyni paralize eder, işte pek aklı başında kişilerin bile yanlış girişimlerin öznesi olması böyle cereyan eder. Süslü cümlelerin kakafonisini bir kenara bırakalım, işlerimiz birkaç cümleyle anlatılabilir ve anlaşılabilir olmalı, bizce yatırım yapılabilirliğin en büyük ölçütlerinden biri budur.


Dr. Yusuf Can Matrak
YCM Invest A.Ş. YK Başkanı